Geri git   Forum Kadınca Kadınlar Forumu > Genel Forumlar > Aşk Meşk İşleri

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Eski 04-25-2011, 07:59 PM
Sudenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrator
 
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 370
Standart Evlilikten önce flört lazım ama nereye kadar?

Kızlar, evlenmeden önce ben bu flört işlerine bir hayli karşı idim. Ama evliliğin insanların birbirini önceden tanımasıyla daha sürdürülebilir olduğunu görünce flört etmenin faydaları olduğuna inanmaya başladım. Ama flört nedir, nereye kadar faydalıdır. Hangi aşamadan sonra flört yapmanın zararları ortaya çıkar?

Fikirlerinizi bekliyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Eski 04-28-2011, 10:46 PM
Sudenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrator
 
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 370
Standart

FLÖRT

Kadın-erkek arasındaki duygusal
ilişki. Flört etmek, kadın ve erkeğin duygusal ilişki kurması. Batı toplumlarında flört, gençlerin
duygusal açıdan olgunlaşmalarını, çeşitli komplekslerinden kurtulmalarını, cinsellik
konusunda bilgilenmelerini, eşlerin evlilik öncesinde birbirlerini tanıyarak bilinçli bir beraberlik
oluşturmalarını sağlayacak bir tecrübe ve eğitim biçimi olarak kabul edilmiş ve hoş
görülmüştü. Fakat duygusal ilişkiler, kendisine ilişkin bütün düşünce ve varsayımların iflasını
ilan edercesine büyük bir hızla fiziksel ilişkiye dönüşerek gündemden düştü. Batılı toplumlar
günümüzde bir yandan bir süre önce son derece masumane ilişkiler olarak baktığı flört
olayının önüne yığdığı toplumsal sorunlarla boğuşurken, bir yandan da artık duygusal
ilişkinin yerini alan cinsel özgürlük gibi kavram ve olguları tartışmaya başladı.
Kadın-erkek arasında serbestçe kurulan ilişkilerin farklı bir sonuca varması mümkün
değildir. Çağımızın önde gelen ruhbilimcilerinden Erich Fromm izlenerek söylenirse, karşıt
cinsler arasındaki duvarın yıkılması durumunda duygusal ilişkilerin karşı konulmaz bir cinsel
isteğe dönüşmesi kaçınılmazdır. Bu cinsel isteğin tek amacı da birleşmektir. Bu nedenle bu
tür ilişkiler düşünüldüğünün tersine sürekli değildir ve utanç, umut kırıklığı, nefret ve
düşmanlıkla noktalanır. Böylesine olumsuz bir biçimde sonuçlanan ilişkiler doğal olarak birçok
bireysel ve toplumsal soruna neden olur. Ruhsal bunalımlar, aileden kopmalar, kötü yollara
düşmeler, çocuk denilecek yaşta ortaya çıkan gebelikler, terkedilmiş gayr-i meşrû çocuklar,
intiharlar bu tür ilişkilerin Batı toplumlarının önüne yığdığı sayısız sorundan yalnızca
birkaçıdır.

Islam Açısından Flört

Islâm, yalnızca ortaya çıkan sorunlara
çözümler getiren bir inanç ve hukuk sistemi değil, aksine, getirdiği kurallarla öncelikle
sorunların ortaya çıkmasını önleyen bir dindir. İslam'ın bu özelliği kadın-erkek ilişkileri
alanında da kendini göstermekte, Islâm toplumlarında, Batı örneği câhili toplumların karşı
karşıya geldiği sorunların ortaya çıkmasına imkan tanımamaktadır.
Islâm, toplumun
çürümesine neden olan başlıca amillerden birisi kadın-erkek arasındaki gayr-i meşrû cinsel
ilişkiyi (zina, fuhuş) yasaklamış, caydırıcı bir etken olarak cezaî müeyyideler getirmiştir. Fakat
asıl önemlisi bireyleri bu tür fiillere götürecek bütün yolları kapatması, oluşmasını önleyici
tedbirler almasıdır. Bu tedbirlerin başında karşıt cinsteki yabancı kişilerin yalnız başlarına bir
arada bulunmaması kuralı gelir. Hz. Peygamber, böyle bir durumun doğuracağı tehlikeli
sonuçlara dikkat çekmek üzere, "Çünkü -bu takdirde- üçüncüleri şeytandır" (Ibn Hanbel,
Müsned, I, 227, III, 339) buyurur. Diğer bir önleyici kural da tesettür ve sürekli bakış gibi
uyarıcı davranışlardan kaçınma (en-Nur, 24/30-31) kuralıdır. Dokunma, el sikisma ve
benzeri fiziki temas yasağı da başka bir önlemdir (el-. Mavsılî, el-Ihtiyarî Ta'lili'l-Muhtar, IV,
156). İslam'ın kadın-erkek ilişkileri hakkında getirdiği hüküm ve kurallar açısından
bakıldığında flörtün bütünüyle Islâm sınırlan dışında kaldığı görülür: Çünkü, biçimi, şartlan
ve sonuçlan bakımından İslam'ın hüküm ve kurallarına ters düşen bir ilişki biçimi olarak
ortaya çıkmaktadır.
Islâm insanın cinsel yönünü görmezden gelip bu alandaki
ihtiyaçlarını yok saymaz. Tersine, bu yönünün meşrû' ve hem birey, hem de toplum için yararlı
olabilecek biçimde tatminini öngörür. Evlilik kurumunun önemli varlık nedenlerinden birisi de
insanın cinsel ihtiyaçlarının böyle bir yönde karşılanmasıdır. Bu nedenle Islâm'da evlilik
teşvik edilmiş, olabildiğince kolaylaştırılmaya çalışılmıştır.

AŞK VE FLÖRT

Flört veya aşkın fırtınasıyla mutlu bir evliliği bulacaklarını
sananlar aldanma ihtimalini göz önünde tutmalıdırlar.
"Onlar
erdiler mutluluğa, biz çıkalım kerevetine". Sevgiyi işleyen masalların çoğu bu cümle ile biter.
Genç kızla erkek birbirlerine delicesine tutulmuşlardır, araya giren "kötü" kişilere rağmen
kavuşurlar ve evlenirler. Artık onlar mutluluğa ermişlerdir, hiç problemleri yoktur ve saadet
dolu, cıvıl cıvıl bir evlilik onlarındır. Prensle prensesi veya Aslı ile Kerem 'i artık sonsuza
kadar sürecek mutluluk beklemektedir.
Romantik aşk
efsanesi dediğimiz bu şartlanma, bize dünyadaki her genç erkeğe karşılık, "onun için
yaratılmış" bir genç kız bulunduğunu anlatır. Kendisine yazılmış olan insanla
karşılaşıldığında kişi onu hemen tanır; çünkü ona aşık olur. Artık kendi seçtiği insanla
karşılaştığına ve bu birleşme haliyle kusursuz olacağına göre, birbirlerinin bütün ihtiyaçlarına
ebediyen karşılık verebilir ve dolayısıyla da sonsuza kadar kusursuz bir uyum ve beraberlik
içinde mutlu yaşayıp gidebilirler.

Ama gerçek böyle
olmaz. İhtiyaçlar karşılanmazsa, korkunç bir hata yapılmış olduğu ortaya çıkar. Demek ki
yanlış yorum yapılmıştır; aşk zannedilen gerçek aşk değildir. Ya boşanma veya geçimsizlik
evlileri bekleyen akıbettir.
Aşık
Olma:
Gerçek anlamda "Aşık olmak", iki kişinin sadece,
birbirlerinin gözlerinin içerisine sevgiyle bakmaları değil; aynı zamanda, tüm fikirleriyle aynı
yöne bakabilmeleridir ve bakışlarla olduğu gibi ruhen de bütünleşebilmeleridir.
Aslında "aşık olma" sevgiye eşdeğer değildir. Birincisi aşık
olma tecrübesinin özellikle cinsel arzu ile ilgili yanı vardır. İkincisi de hiçbir aşk, hep devam
etmez ve geçicidir. Kime aşık olunursa olunsun, bu ilişki yeterince devam ederse er ya da geç
aşk sona erer. Bu, aşık olunan kişiyi sevmekten mutlaka vazgeçilir anlamında değildir. Ama
aşık olmanın en büyük özelliğini oluşturan ihtiraslı sevgi mutlaka biter. Balayı muhakkak
sona erer. Romantizmin açan çiçeği katiyetle solar.
Meşhur
hikâyede Mecnun da Leyla 'ya olan aşkının geçici olduğunu anlar, sonunda ilahi aşka
yönelir. Artık o fani olan Leyla'nın peşinde koşmaz, ebedî aşka
kavuşmuştur.
Aşık olmanın temelinde kişinin yalnızlıktan ürkmesi vardır. Yalnızlık acı vericidir ve ferdî kimliğimizin duvarını aşarak dışımızdaki
dünyayla daha fazla özdeşleşebileceği bir duruma ulaşmak isteriz. İşte aşık olma olayı geçici
olarak bu geçişi yapmayı sağlar. Aşık olmak aslında ferdin benlik sınırlarının bir bölümünün
aniden çökerek, kişinin kendi kimliğini bir başkasının kimliğiyle kaynaştırabilmesine izin
vermesidir. Kişi sevdiğiyle birdir artık, yalnızlıktan kurtulmuştur.
Bazen de sevgiyle her türlü engelin aşılacağı sanılır.
Aşkın gücü önünde bütün karşı güçlerin teslimiyet içinde boyun eğeceklerine ve karanlıklara
karışıp kaybolacaklarına inanılır. Aşık olunduğunda hissedilen bu duyguların gerçeklere
uzaklığı, tıpkı iki yaşındaki bir çocuğun kendisini ailesinin ve dünyanın kralı gibi
hissetmesine ve sonsuz bir güce sahip olduğuna inanmasına benzer.
Nasıl iki yaşındaki çocuğun "her şeye gücü yetme"
fantezisi gerçeğin darbesine uğruyorsa aşık olan bir çiftin "bir olma" fantezisi de aynı duvara
çarpar. Günlük hayatın sorunları karşısında, er ya da geç ferdi irade ve istekler ortaya
konulur. Çelişkiler belirir. Erkek cinsellik ister. kadın isteksizdir. Kadın gezme ister, erkek kabul
etmez. Erkek para biriktirmek arzusundadır, kadın bulaşık makinesi için bastırır. Kadın ev
işlerinden söz eder. erkekse kendi meşguliyetlerinden dem vurur. Kadın erkeğin
arkadaşlarından hoşlanmaz, erkek de kadınınkilerden. Böylece her ikisi de varlıklarının
derinliklerinde, şu üzücü gerçeği idrak ederler: Sevdikleriyle aslında "bir" değillerdir ve
sevdikleri kişinin kendi arzulan, istekleri, zevkleri, önyargıları ve onlardan farklı bir
zamanlaması vardır ve olmaya da devam edecektir. Aniden veya yavaş benlik sınırları eski
yerlerine çekilip kapanmaya başlar; aşk biter. Yeniden iki fert haline gelirler. İşte bu noktada
ya bu evliliğin bağlarını çözmeye veya gerçek sevginin temelini atmaya başlarlar.
Aşık Veysel aşkı "sevdiğine kavuşamamaktır" diye tarif
etmişti. Gerçekten seven çiftler bir araya gelince her şey sanıldığı gibi toz pembe olmaz ve
çoğu zaman da "aşk" biter.

Flörte
Gelince:

Evliliğe flört ederek adım atmayı savunanlar hayli
fazladır. Ancak flört ederken evliliği gözetenler, birbirini gereğinden fazla kandırırlar. En
azından İlk zamanlarda kim olduklarını, ne düşündüklerini, neye inandıklarını birbirinden
gizlemeye çalışırlar.
Flört sırasında "Tam istediğim gibi. Her
konuda uyum sağlıyoruz." denir. Fakat sorunlar, genellikle balayının bitip kişilerin gerçek yüzü
ile görünmesiyle başlar. Bu sefer yanlış insanla evlenildiği, daha doğrusu evlendiğini sandığı
insanla evlenmediği neticesine varılır.
Çünkü flört
öncesinde taraflar birbirlerini sevdirmek için abartıya kaçarlar. Bu devrede kendi ilgisi değil
karşı taraf düşünülür. Bunu karşı tarafı sevindirmek ve o anı paylaşmak amacıyla yapar.
O Zaman Ne Yapmalıyız?
evlilik öncesi flört veya nişanlılık döneminde, müstakbel eşin iyi özellikleri aranır ve
başkalarına anlatılırsa evlilikteki uyum artar. Müstakbel eş hakkında söyleyecek güzel şeyler
bulmak, sabırlı, anlayışlı. kibar ve anlaşılabilir bir yaklaşım içinde olmak evliliğin geleceği
açısından mükemmel bir eğitim işlevi görecektir.
Evlenmeye
karar verirken eş adayının anne ve babası göz önüne alınmalıdır. Çünkü onlarla iyi
geçinmek evliliğin uyumunu artırır.
Karşı taraf olduğu gibi
kabul edilmelidir. Aşık olan veya flörtün dalgalarında dolaşan kişiler, sevdiği kişiyi kusursuz
yaratılmış olarak algılar. Sevdiğinde hata görürse, bunları önemsiz, hatta ona renk ve
çekicilik katan küçük tuhaflıklar olarak yorumlar. İşte burada, duygusallıkla değil, muhakeme
ile karar vererek, ileride ne ölçüde problem olacağı hesaba katılmalıdır. Davranışlarının
değişeceği, kendisine uyum sağlayacağı önyargısından kaçınmak gerekir.
Bilinmelidir ki olgun bir evlilik, kendisinin ve eşinin bağımsız
kişilikleri ve birbirinden ayrı benlikleri olduğunu kabul etmeye dayanır. Mutlu evlilik yapan
çiftler, eşlerini oldukları gibi kabullenmişlerdir ve onlarda mükemmeli arama ve onları
değiştirme çabalarının yararsızlığını anlamış insanlardır.
İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine karşılık bir kalbin bulunmasıdır ki, her iki
taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini birbirleriyle paylaşsınlar. Lezzetlerde birbirlerine ortak,
gam ve kederli şeylerde de yardımcı olsunlar.

NİŞAN VE NİŞANLILIK
NİŞAN VE
NİŞANLILIK
Hıtbe (Nişan) Terimi Ve Kapsamı:
Hıtbe; belirli bir kadınla evlenme
isteğini açıklayarak bunu kadına veya ailesine bildirmektir. Bu bildirme doğrudan doğruya
evlenecek erkek tarafından yapılabileceği gibi, bu kişinin ailesi veya "dünürcü" denilen
üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. Kızın veya ailesinin olumlu cevap vermesi
durumunda "nişanlanma" meydana gelmiş olur.
evlilik öncesi kız görme, isteme ve
nişanlılık gibi bir takım işlemlerin yapılması evlenecek kişilerin ve ailelerinin birbirlerini
tanımalarını sağlar. Bir ömür boyu sürmesi hedeflenen bir evlilik öncesinde böyle bir araştırma
ve tanışma devresine tarih boyunca ihtiyaç duyulmuştur.
Nitekim eski Roma, Cermen ve
kilise hukuklarında nişana yer verilmiştir. Hindistan'da Brahman geleneğine göre, evlenecek
erkekle kızın aileleri, çocuklar henüz küçük yaşta iken nişan yaparlardı.
Eski
Türklerde, İslam'a girmezden önce de nişan merasimi görülür. Kız tarafına bir elçi göndererek
kız istenir, cevap olumlu olursa, kız tarafı görüş ve isteklerini, yine bu elçi aracılığı ile erkek
tarafına bildirirdi.
İslam'da da, evleneceklerin nikahtan önce birbirini görmesi ve
tanıması için "nişanlılık" devresi caiz görülmüş ve bununla ilgili düzenleme yapılmıştır.
Çünkü evlilikten gaye huzurlu bir yuva kurmak ve bu huzur ortamında yeni nesilleri
yetiştirmektir. Allahü Teala şöyle buyurur: "Size nefislerinizden, kendilerine ısınmanız için,
eşler yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve merhamet yapması da O'nun ayetlerindendir." (er-Rum, 30/21.)
Evlenme teklifi "falanla evlenmek istiyorum" şeklinde açıkça
yapılabilceği gibi, üstü kapalı ve ima yoluyla konuşarak da olabilir. Kıza karşı; "Senin
evlenilir", "Şanslı olan seninle mutlu olur" veya "Senin gibi uygun bir kız arıyorum" gibi
sözlerin söylenmesi kapalı evlenme teklifi niteliğindedir.
Nişan, bir evlilik akdi olmayıp, bir
evlilik va'dinden ibarettir. Bu yüzde nikah akdi yapılmadıkça nişanlanmakla kız ve erkek
birbirine helal olmaz ve mahremlik devam eder. Nitekim 1917 tarihli Osmanlı Hukuki Aile
Kararnamesi'nin 1. maddesinde; "Nişanlanmakla veya va'd ile nikah meydana gelmiş olmaz"
denilerek bu durum açıkça belirtilmiştir. Bu yüzden kimi çevrelerde konuşulan; söz kesilip
fatiha okununca, artık kızla erkek birbirine helal olur" gibi sözlerin İslam'la bir ilişkisi yoktur.
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Eski 05-27-2011, 09:22 PM
Masal Perisi
 
Üyelik tarihi: May 2011
Nereden: hatay
Mesajlar: 519
Standart

ben evlilik öncesi flörte gerçekten karşıyım zaten nişanlılık evresi birbirini tanıma evresidir anlaşamazsan ayrılrsın ama her ne kadar insanlarımız nişanlanıp ayrılan kızlara farklı baksada ben ondan yanayım.çümkü bu zamanda adam gibi sevgili olupta evlenmeyi düşünen istisna herkesin tek derdi kız olsun o olmasa başkası olur aman biri gider diğeri gelir yani her şeyleri laga luga o yüzden adam gibi adamsa direk ister kızı ailesinden nişanlanır.benim fikrim bu arkadaşlar
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Eski 05-27-2011, 11:29 PM
Su Perisi
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 149
Standart

söz konusu sanırım zaten karşıt görüş yada onaylamak değil sanırım.söz konusu bu flört döneminin zamanı yararı zararı var mı yokmu vs... ben de şu an eşimle severek uzunca bir flört sevgilik dönemi geçirdikten sonra evlendik. zararı bana yada ona olduğunu düşünmüyorum çünkü zaten ozamanların tadı çok başka bir sevgilik dönemi sözlülük yada nişanlılık bu evrelerin her biri çok farklı yaşanan duygularda öyle tabii bu bana göre... bunun yanı sıra çiftlerin birbirlerini tanıması gerektiği kanatindeyim ama bu süre ne kadar yararlı derseniz bu konuda pek fikrim yok açıkcası çünkü bu süre ne kadar uzun da olsa yada nekadar kısa evlendiğinizde aynı yatağı aynı evi hayatı paylaşmaya başladığınızda aslında tanıdığınız yada tanıdığınızı zannettiğiniz adamın çok farklı olduğunu ya da değiştiğini düşünenler de var tabiiki bu beyler için de geçerli bana göre çiftler evliliğe hazır olduklarını hissettiklerinde bu dönemi bitirebilirler nasılsa evlendiklerinde birbirlerini yeni yeni tanıdıklarını fark edecekler nasılsa
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Eski 06-21-2011, 12:36 PM
Su Perisi
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 251
Standart

Flört etmenin evlenmeden önce yaşanması gereken bişey olduğunu düşünüyorum. eşimle uzun bi flört dönemimiz olmuştu ve birbirimizi tanımak ve evlenme kararı almak adına en sağlıklı dönem bu. açıkçası bi adamın gelip beni benim rızam olmadan ve o adamı isteyip istemeyeceğimi bilmeden beni ailemden istemesini istemem. Sözü olmak çok farklı bi durum kesinlekle flört değil, nişanlı olmak çok çok farklı bi durum kesinlikle flört değil. Flört ederken bi kere en önemlisi aileler işin içinde olmuyor ve gençler kararlarını bağımsız verebiliyorlar. Birbirlerine olan duygularını çevre etkisi olmadan gösterebiliyorlar. Öysaki aileler işin içine girince durum değişiyor, annenin söylediklerinden etkileniliyor, ablanın davranışlarından etkileniliyor vs. vs. evlilik zaten apayrı bi olay onu söylemeye bile gerek yok. Sonuçta flört bence gerekli ve bi gencin (eğer doğru kişiyse) hayatındaki en güzel günler olabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Eski 06-21-2011, 01:23 PM
Melek Peri
 
Üyelik tarihi: Apr 2011
Mesajlar: 2.947
Standart

kişinin sevdigi ınsanla evlenmesi cok güzel bırsey ama flört donemınde bır ınsanı ne kadar tanıyabılırız o apayrı bı konu soruyorum sızlere flört dönemınde ne kadar kendimiz olabildik hersedy cok dogal olması gerektıgı gibimiydi.ne kadar flört edersen et ıstersen bu sure 10 yıl olsun ama bence aynı evı paylasmadıgın aynı yatagı paylasmadıgın surece kımseyı tanıyamazsın.rabbım tum bekarları hayırlı ınsanlarla karsılastırsın yanlıs yapmaktan hepımızı korusun ınsallah...
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Eski 06-21-2011, 04:59 PM
Melek Peri
 
Üyelik tarihi: Apr 2011
Nereden: istanbul
Mesajlar: 2.196
Standart

Alıntı:
gulsev´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kişinin sevdigi ınsanla evlenmesi cok güzel bırsey ama flört donemınde bır ınsanı ne kadar tanıyabılırız o apayrı bı konu soruyorum sızlere flört dönemınde ne kadar kendimiz olabildik hersedy cok dogal olması gerektıgı gibimiydi.ne kadar flört edersen et ıstersen bu sure 10 yıl olsun ama bence aynı evı paylasmadıgın aynı yatagı paylasmadıgın surece kımseyı tanıyamazsın.rabbım tum bekarları hayırlı ınsanlarla karsılastırsın yanlıs yapmaktan hepımızı korusun ınsallah...
haklısın cnm flört dön€mi biz kadınlar açısından zor bi dönm oluyo ama nişanlılık öyl€mi h€rk€s biliyo rahat rahat görüşüyosun hayatının bi düz€n€ oturduğunu göst€r€n ilk basamak oluyo b€nc€
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Eski 06-22-2011, 06:31 AM
Su Perisi
 
Üyelik tarihi: May 2011
Mesajlar: 449
Standart

başımdan evlilik geçmiş biri olarak söz almak istiyorum filört söz nişanlılık bunların hepsi hikaye bir sofraya oturup kaşık tıngırdamadan aynı yatağı paylaşmadan her iki tarafta birbirini kolay kolay tanıyamaz zaman içerisinde bile insanlar farklı değişimler gösterebiliyor bence bir evlilikte tüm yük hernekadar erkeğin üzerinde görünüyor gibi olsada (hani erkek evin geçimini sağlar para kazanır ya ) yanlış, tüm yük kadının üzerindedir... zaten günümüzde çoğu kadında hem dışarıda hem evde çalışmaktadır mağlum geçim sıkıntısı... yani ister 5 yıl filört et ister 2 yıl nişanlı kal iç yüzünü zaman içerisinde görmeye başlayacaksınızdır.
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Eski 06-25-2011, 11:52 PM
Elf Peri
 
Üyelik tarihi: Jun 2011
Mesajlar: 3
Standart

ölçülü olmalı. birbirlerini tanıcaklar diye çok fazla yanlış kalmalarıda abuk subuk şeylerin olmasına sebebiyet verebilir. ayar kaçarsa olmaz
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Eski 06-27-2011, 02:04 PM
Masal Perisi
 
Üyelik tarihi: May 2011
Nereden: hatay
Mesajlar: 519
Standart

bence bunu flört edenler onaylıyor olmalı diyor ama bu zamanda ben asla diyorummm
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
filört faydaları, filört zararları, filörtün faydaları, filörtün zararları, flört fayfaları, flört ne demek, flörtün faydaları

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:32 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2012, vBulletin Solutions, Inc.

Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.0